Amerikalıların %90’ı günlük olarak kafein tüketiyor, bu onu ülkede en çok tüketilen uyarıcı yapıyor. Birçok yiyecek ve içecekte inanılmaz popülerdir, bunların en ünlüsü ise kahve. Biz tam da bunu yanıtladık, hadi bir bakalım. Ama senin için ne kadarı iyi? Ve kahvede ne kadar var? KAFEİN NEDİR? Hepimiz kafeinin bize enerji verdiğini biliyoruz, güne başlamak için ihtiyaç duyduğumuz enerjiyi bize veriyor. Peki bu nedir ve nasıl çalışır? Kafein başlıca çayda, kahvede ve çikolatada bulunan doğal bir uyarıcıdır. Ayrıca mısır gevrekleri ve enerji içeceklerinde de bulunur, ancak bunlar sentetiktir. Kafein tükettiğinizde, hızlıca bağırsaklarınız tarafından emilir ve dolaşım sisteminize girerek karaciğerinize ulaşır. Karaciğere girdikten sonra çeşitli bileşiklere ayrılır ve bu bileşikler bazı organları farklı şekillerde etkiler. En temel etki beyninizde olmaktadır. Kafein, adenozin denilen nörokimyasal maddenin birikmesini engeller. Adenozin, uykulu hissetmenizden sorumludur. Uyandığınız andan itibaren yavaşça yükselir ve akşam beyninizde kolayca uykuya dalabilmenizi sağlayacak kadar adenozin birikmiş olur. Kafein bu birikimi durduğu için yorgun hissetmezsiniz. Kafein aynı zamanda kanınızdaki adrenalin seviyesini ve beyninizdeki dopamin ve norepinefrin düzeylerini arttırarak enerjinizi yükseltir. Kafein beyninizde adenozin birikimini engellese de, üretimini durdurmaz. Bu yüzden kafein vücudunuzdan çıkar çıkmaz, insanların “şok” dediği şeylere neden olan adenozin dalgalanmaları yaşarsınız. Bu yüzden insanlar gün ortasında yorulurlar. Kafein seviyeleri düşmeye başlar ve adenozin seviyeleri hızla artar. Size enerjik hissettiren adrenalin ve diğer kimyasallar da düşmeye başlar. Daha fazlasını öğrenmek isterseniz, kafeinin ne olduğu hakkında bir makalemiz de var. KAFEİNİN İÇERİĞİNİ NELER ETKİLER? Kahvedeki kafein miktarını belirleyen birkaç faktör vardır, örneğin: Kahvenin Türü – Tükettiğiniz kafein miktarı espresso, decaf kahve, demleme veya hazır kahve içip içmediğinize bağlı olarak değişecektir. Porsiyon – Ne kadar çok kahve içerseniz o kadar çok kafein tüketirsiniz. Bir fincan kahve 230-450 ml arasında olabilir ve değişebilen kafein miktarlarına sahiptir. Kahve Çekirdeğinin Türü – Dünyada kullanılan 2 ana kahve türü Arabica ve Robusta’dır. Robusta ortalama 2 kat daha fazla kafein içeririr, kahvenizi yapmak için hangi tür kahve çekirdeğinin kullanıldığı kafein içeriğini büyük ölçüde değiştirecektir. Kavurmak çok az da olsa kafein miktarını etkiler. Bu çekirdeklerin miktarını nasıl ayarladığınıza bağlıdır. Eğer çekirdeklerinizi kepçe ile ölçerseniz ve her kepçe de yaklaşık aynı miktarda çekirdeğe sahipse, hafif kavrulmuş çekirdek daha yoğun olduğu için hafif kavrulmuş kepçede, çok kavrulmuş kepçeden daha fazla kafein olacaktır. Kavurma işlemi sırasında, kavurma makinesinde daha fazla kaldıkları için koyu çekirdeklerden daha fazla nem buharlaşır. Yani ağırlığını ölçerseniz, 100 gramda çok kavrulmuş çekirdekler, hafif kavrulmuş çekirdeklerden daha fazla olacaktır. Çok kavrulmuş yığında ağırlığı telafi etmek için daha fazla çekirdek vardır, daha fazla kafein olacaktır. Çekirdekteki kafein miktarı ne kadar kavurursanız kavurun neredeyse hiç değişmez. FARKLI KAHVE ÇEŞİTLERİNDEKİ KAFEİN İÇERİĞİ Hangi ekstraksiyon yöntemlerinin kullanıldığına ve hangi çekirdek türünün kullanıldığına bağlı olarak kafein içeriği değişebilir. DEMLENMİŞ KAHVE Demlenmiş kahve ile basitçe demek istediğim, çekilmiş kahve çekirdeklerini sıcak suyla karıştırdığınızı ve ardından çekirdekleri filtrelediğinizde geride taze pişmiş bir kupa kahve kalmasından bahsediyorum. Eğer evde moka kabı, perkolatör, Fransız presi veya aeropress gibi çeşitli şeyler kullanarak hazırlıyorsanız, 230 ml’lik bir fincanda yaklaşık 95 mg kafein olacaktır. Yukarıda bahsettiğimiz gibi ne tür kahve çekirdeği kullandığınıza bağlıdır, ama ortalama 90-100 mg arasında kafein olacaktır. DECAF KAHVE Yaygın inanışın aksine, decaf kahve de az miktarda kafein içerir. Eğer hiç kafein içermeseydi ona “kafeinsiz kahve” derdim değil mi? Decaf ‘düşük kafein seviyesi’ anlamına gelir. 230 ml kahve, yaklaşık 2.5 mg kafein içerir. Çok daha düşük bir miktar ama yine de içeriyor. COLD BREW KAHVE Buzlu kahve ile karıştırılmamalıdır. Cold Brew sadece biraz buzun üzerine dökülmüş espresso değildir, bundan çok daha fazlasıdır. Cold Brew yapmak için, ne kadar yaptığınıza da bağlı olarak oda sıcaklığındaki su ile çekilmiş kahveyi 10-24 saat boyunca filtrelemelisiniz. Koyduğunuz zaman buzdolabında 2 haftaya kadar saklanabilen, lezzetli, pürüzsüz, asidik olmayan bir kahveye sahip olursunuz. Eğer denemediyseniz, mutlaka deneyin. Bu araştırmaya göre, klasik 350 ml’lik bir fincanda 170-250 gram kafein bulunur. HAZIR KAHVE Kahvenin bu şekilde demlenmesi, sıcak suyun çözülebilir kahve granülleri veya tozu ile karıştırılmasından oluşur. Normalde hazır kahvede çok daha az kafein bulunur, klasik 230 ml’lik bir fincanda yaklaşık 62 gram kafein vardır. ESPRESSO Öğütülmüş kahve çekirdeklerinin basınçlı sıcak sudan geçirilmesiyle yapılır. Arabica ve Robusta çekirdeklerinin karışımı, tüm bu güzel kahve lezzetlerini saklarken normalde yüksek kafeinli kahve yapmak için kullanılır. Bir espresso shotı genelde 30 ml’dir ve yaklaşık 62.8 gram kafein içerir. MARKALI ÜRÜNLERİN KAFEİN İÇERİĞİ Genellikle ticari kahve markalarının yanı sıra gazlı içecekler ve diğer yiyecek ve içeceklerde daha yüksek miktarda kafein bulunur. Özellikle de, bazı kafelerde servis edilen dev fincanlarda. Bu rakamlar güvenilir Kamu Yararı Bilim Merkezi’nden alınmıştır. Dunkin’ Donuts Dunkin ‘Donuts hızlıca kahve ve çörek alabileceğiniz çok popüler bir yerdir. Ürünlerinde ne kadar kafein olduğuna şaşıracaksınız. Espresso Shot (600ml) – 398 mg kafein Buzlu Kahve (350ml) – 327 mg kafein Cappuccino (600ml) – 252 mg kafein Standart Kahve (450ml) – 210 mg kafein Uydurulmuş, tüm tatlar (230ml) – 126-134 mg kafein Gördüğünüz gibi, içeceklerinin çoğu çok miktarda kafein içeriyor, bu yüzden gün içinde çok geç içmemeye dikkat edin. Starbucks Önde gelen kahve şirketi, çok sayıda kafeinli ürüne sahiptir. Aslında, web sitelerinde kafein içeriği de dahil olmak üzere ürünlerinin tüm içerik bilgilerini veren harika bir kaynağa sahipler. Eğer büyük bir Starbucks içicisiyseniz, kafein alımınızı takip etmeniz çok kolaydır. Caffe Americano (475ml) – 225 mg kafein Blonde Roast (475ml) – 360 mg kafein Starbucks Dark Roast Coffee (475ml) – 260 mg kafein Cappuccino (475ml) – 150 mg kafein Espresso (45ml) – 150 mg kafein Flat White (350ml) – 130 mg kafein Latte (475ml) – 150 mg kafein Decaf Pike Place Roast (475ml) – 25 mg kafein Starbucks Double Shot Energy Drink (440ml) – 146 mg kafein POPÜLER ÇAY MARKALARI Kahve, kafein hakkında konuştuğunuzda düşündüğünüz ilk içecek olmasına rağmen, çay da kafein içerir, ancak bu kadar çok değildir. Starbucks Chai Latte (475ml) – 95 mg kafein Starbucks Green Tea Latte (475ml) – 80 mg kafein Lipton Limonlu Soğuk Çay (500ml) – 21 mg kafein Arizona Soğuk Siyah Çay (230ml) – 15 mg kafein Arizona Soğuk Yeşil Çay (230ml) – 7.5 mg kafein Snapple Limonlu Çay (475ml) – 37 mg kafein Home Brewed Herbal Tea (230ml) – 0 mg kafein ÖNERİLEN GÜNLÜK KAFEİN TÜKETİMİ NEDİR? Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu (EFSA) ve ABD Tarım Bakanlığı (USDA)
Kahvenin Büyüleyici Tarihi
Kahvenin insanlıkla ilk buluşmasını kesin olarak bilmek zordur ancak bunun nasıl olduğunu açıklayan birkaç tane ilginç hikaye vardır. Hiç şüphe yok ki, günümüz dünyasında insanlar, dünyanın her yerinde ve birçok farklı şekilde kahve içiyorlar. Peki, kahve nasıl ve kim tarafından keşfedildi? Bu küçücük çekirdek tüm kıtalara ulaşmayı nasıl başardı?Kahve nereden geldi? Kahvenin tarihi,aslında ilginç bir konudur.Bu yüzden,başlamadan önce kahveyi bir demlemek yapabileceğiniz en iyi şey olabilir. KAHVENİN KÖKENİ Etiyopya Efsanesi Kahvenin ilk nasıl keşfedildiğiyle ilgili hikayelerden biri Kaldi isimli bir çobanın hikayesidir. Hikaye, Kaldi’nin keçilerinin çok enerji dolu olduğunu ve belirli bir ağaçtan kırmızı meyveler yedikten sonra uyuyamadıklarını fark etmesiyle başlar. Ardından, kendisi de dener ve bulduğu şeye çok şaşırır. Bulgularını yerel bir manastıra götürür ancak oradaki insanlar saçma olduğunu iddia ederek bulgularını ateşin içine atarlar. Ardından normal olarak, kavrulmuş kahvenin kokusu bütün manastırı sarar. Saçma olsun ya da olmasın, kimse bu koku göz ardı edilecek bir koku değildi. Bunun üstüne, rahipler bu tohumlardan bir içecek yaptılar. Bu içecek sayesinde, gece geç saatlerde yaptıkları ibadetler süresince uyanık kaldıklarını fark ettiler. Buna hayran kalan rahipler, tüm gece boyunca ateşin etrafında oturup birlikte kahvelerini içtiler. Kahve, bu şekilde insanlar arasında daha da yayılmaya başladı. Omar‘ın Anlatımı Kahvenin keşfiyle alakalı bir diğer hikaye ise Omar isimli bir adamın hikayesi. Omar, kasabada insanları duayla iyileştirme özelliğinden dolayı tanınıyordu ancak bazı sebeplerden dolayı kasabadan sürülmüştü. Acıkan Omar, yemek için bir miktar yiyecek meyve buldu ancak bu meyvelerin tadına baktığında korkunç derecede acıydı.Bu yüzden Omar meyvelerin tadını iyileştimek için onları ateşe atıp kızartmaya karar verdi.Ancak,bu meyveler daha da sertleşti. Bunun üzerine, meyveleri yumuşatmak için onları kaynatmaya çalıştı ve bunun neticesinde ilk fincan kahve ortaya çıkmış oldu. Omar,az beslenmiş olmasına ragmen kahve sayesinde çok enerjik kalmıştı ve bu yüzden bu heyecanlı keşfiyle kasabasına geri döndü. Kahvenin insanlar arasında “mucizevi ilaç” olarak yayılmasıyla birlikte Omar da insanlar tarafından aziz ilan edildi. KAHVENİN İLK KULLANIMLARI Peki, insanlar ilk ne zaman kahve içmeye başladı? Bunu kesin olarak söyleyemesek bile geçmişteki kayıtlara baktığımızda kahvenin ilk olarak kimler tarafından içildiğini biliyoruz. Avcılık Kahvenin enerji verme özelliğini ilk kullananlar Kaffa bölgesinde yaşayan Etiyopyalı kabilelerdi.Genellikle bu kabile üyeleri günlük çıktıkları ve kilometrelerce koştukları avlarında yanlarında yenilebilir küçük kafein topları taşıyorlardı. İslam’daki Dini Uygulamalar Müslümanlar, Ramazan’da kahvenin onlara çok yardımcı olduğunu fark ettiler.Kahve sayesinde oruç tutanlar gece uyanık kalabiliyorlar ve gündüz de kendilerini daha az acıkmış hissediyorlardı. Aynı zamanda kahveyle Hz.Muhammed’in doğumu da ilişkilendirilir.Hz.Muhammed’in İslam’ın yasakladığı şarap yerine kahveyi getirdiğine dair bir hikaye de vardır. Arap Kahvehaneleri Kahve,16. yy.dan itibaren Türkiye,Suriye ve Mısır da dahil olmak üzere tüm Arap yarımadasında yayılmaya başladı.Kahve genellikle evde içilen bir içecekti ancak o kadar popülerleşti ki birçok kahvehane ortaya çıktı. Bu kahvehanelere “qahveh khaneh”deniliyordu ve bu kahvehaneler insanlar tarafından birçok farklı sosyal aktiviye yapmak için kullanılıyordu.İnsanlar satranç oynarken,oyuncuları izlerken,müzik dinlerken ve aynı zamanda dedikodu yaparken kahve içiyorlardı. Kutsal başkent olarak sayılan Mekke’ye her yıl Hac ibadeti için giden binlerce insanla birlikte kahvenin ünü daha da hızlı yayılmaya başladı. AVRUPA’DA KAHVE Kötü İlk izlenim Avrupalı gezginler sayesinde Afrika’dan Avrupa’ya bu içecekle alakalı çeşitli söylentiler yayılmaya başladı.17.yy’a gelindiğinde ise kahve Avrupa’da tanınmaya ve günden güne daha popüler hale gelmeye başladı ancak Avrupalılar tarafından çok sıcak karşılanmadı.İnsanlar bu içecekten korkuyorlardı hatta kahve için “Şeytanın İcadı” diyorlardı. 1615 yılında Venedik, kahve içilmesini yasakladı.Bu durum o kadar tartışma yarattı ki,Papa’dan bu durumu düzeltmesi için yardım istendi.Papa da bu içecekten biraz denemek istedi ve çok etkilendi. Ardından,kahve içilmesine onay verdi ve kahveyi bir Hristiyan içeceği olarak ilan etti. Kahvehaneler Her Yerde! Zaman geçtikçe, kahvehaneler Avrupa’nın her yerinde çoğalmaya başladı.1600’lü yılların ortasına gelindiğinde İngiltere, Almanya ve Hollanda’da kahvehanelerin sayısı çok artmıştı.Hatta sadece Londra’da bu sayı 300’ü aşmıştı. Her meslekten insanlar,buraya kendi hikayelerini paylaşmak için geliyorlardı. Kahvehaneler, Arabistan’da da aynı rolleri üstlendi, siyasal tartışmaların merkezi ve yeni haberlerin toplandığı bir yer haline geldi. Bu kahvehaneler, insanlar arasında “Kuruş Üniversite” olarak bilinmeye başladı. Birleşik Krallık’ın Oxford şehrinde varlıklı adamların uğraması için ilk kahve kulübü açıldı.Varlıklı adamlar,işte veya barda olmadıkları zamanlarda buraya gelir,dini ve siyasi tartışmalar yaparlardı. Kahve,standart sabah içeceği olan bira ve şarabın yerini almaya başladı.Sabahları ilk iş olarak kahve içmeye karar veren insanlar,alkol içenlere göre iş yerinde daha üretken olduklarını fark ettiler. Kahvenin Yurtdışına İhracatı Özellikle Avrupalıların kahve çekirdeklerine el koymasıyla birlikte kahve büyük bir sektör haline gelmeye başladı. Hollanda,Sri Lanka’da kendi kahve tarlasına sahip olan ilk Avrupa ülkesiydi.Fransızlar,kahveyi Karayipler’e,İspanyollar ise Orta ve Güney Amerika’ya götürdüler. Atlantik’i Geçiş Peki,kahve Amerika’ya ne zaman ulaştı? Bu küçük kahve çekirdeği Afrika’dan Avrupa’ya, Avrupa’dan da Asya’ya neredeyse tüm dünyayı dolaşmıştı.Son olarak da Amerika’ya ulaştı. New York 1600’lü yılların ortasında, İngilizler sayesinde kahvenin yolu ilk defa New Amsterdam’la(Şu an New York) kesişti. Avrupa’da olduğu gibi Amerika’da da birçok kahvehane açılmaya başlandı ancak çay Amerikalıların favori içeceği olmaya devam ediyordu. Kral III. George tarafından çaya getirilen ağır vergi yüzünden kolonistler isyan etmeye başladı. Buna Boston Çay Partisi de deniliyordu. Çaya getirilen ağır vergi yüzünden kahve daha çok tercih edilmeye başlandı. Ardından kahve, liderlik tablosunun en üst sırasında yerini aldı. Ayrıca, Thomas Jefferson kahve için “medeni dünyanın en sevilen içeceği” dedi. Martinik 1714 yılında Kral Louis XIV, Amsterdam Belediye Başkanı tarafından bir kahve fidanı ile ödüllendirildi. Bu kahve fidanı,Paris’teki Kraliyet Botanik Bahçesi’ne dikildi. Fransız filosunda deniz subayı olan Gabriel de Clieu, atandığı Martinik’ten Paris’e ziyarete gelmişti. Gabriel,kesilmiş kahve fidanı parçalarını alarak Paris ziyaretini sonlandırdı.Ancak bu parçaları çalıp çalmadığı ya da bu parçaların başkası tarafından kendisine verilip verilmediği halen belli değildir.Ancak kesin olan şey şu ki,Gabriel kahve fidanı parçalarıyla beraber Karayipler’e kadar yelken açmayı başardı. Yolculuk inanılmaz derecede yorucuydu.Gabriel,korkunç bir hava,küçük kahve fidanına zarar vermek isteyen bir sabotajcı ve korsan saldırısıyla karşı karşıya kalmıştı.Ama bir şekilde kahve fidanının hayatta kalmasını sağladı ve Martinik,Dominik ve Guadalupe’de kahve tarlalarının kurulmasını sağladı. İnanılmaz bir şekilde bu kahve fidanı,Karayipler,Orta ve Güney Amerika’daki tüm ağaçların atası olmaya başladı. Brezilya Kahve denildiğinde akla ilk gelen yerlerden biri de Brezilya’dır. Her şey, Francisco Melo Palhete isimli bir Brezilyalı albayın hikayesiyle başladı.Francisco,kahve çekirdeklerini yetiştirip geri dönmek niyetiyle Guyana’ya yola çıktı. Francisco,Fransız Vali’ye bu niyetini anlattığında,vali tarafından reddedildi.Ancak Francisco,yakışıklı bir adamdı,Fransız Vali’nin eşine tüm doğru şeyleri anlattı.Bunun üzerine,Fransız Vali’nin eşi de Francisco’ya ayrılırken bir buket çiçek verdi.Ancak Fransız Vali’nin bilmediği bir şey vardı, o
Kafein Hakkında Bilmeniz Gereken 5 Şey
Kafein. Tüm dünyada bağımlılık yaratan maddelerin en popüleri, hem de oldukça uzun zamandır. Kelimenin tam anlamıyla milyarlarca insan, her sabah uyanır uyanmaz ilk iş olarak kendilerine bir kahve yapıyor. Öyleyse kahvenin bizler için kötü bir tarafı olamaz, değil mi? Kafein sık sık olumsuz etkileri nedeniyle manşetlerde yer aldı, peki sizin için herhangi bir faydası var mı? Kafeinin sizler için kötü olduğu yanılgısının üstündeki perdeyi kaldırdık. Öyleyse gelin, kafeinin ne olduğuna, sizler üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğuna ve ne kadarının fazla olduğuna bir bakalım. Kafein Nedir? Kafein Nedir ? Kafein, tükettiğimiz pek çok ürünün içerisinde yer alıyor. Ne işe yaradığını ve nasıl hissettirdiğini hepimiz biliyoruz. Peki, kafein aslında ne? Kafein, en çok çay, kahve ve kakao bitkilerinde bulunan doğal bir uyarıcıdır. Bazı ilaçlara, yiyeceklere ve içeceklere eklenen sentetik bir versiyonu da vardır. Örneğin, bazı ağrı kesiciler ve ilaçlarda bulunur. Bunların yanı sıra enerji içeceklerine, atıştırmalıklara veya kendilerini enerji artırıcı olarak tanıtan sakızlara da eklenir. Kafeinin, 4500 yıldan daha uzun bir süre önce, insanların çayı ilk demlediği zamanlarda içildiği düşünülüyor. Kahvenin ise uzun yıllar sonra, 14. veya 15. yüzyılda Etiyopya’da bir keçi çobanı tarafından keşfedildiği düşünülüyor. Günümüzde dünya nüfusunun %90’ı kafein içeren yiyecek ve içeceklerden her gün tüketiyor. Kafein Nasıl Çalışır ? Kafein içeren yiyecek veya içeceği tükettikten sonra, bağırsaklarınızda parçalanır ve hemen ardından hızla kan dolaşımınıza girer. Bundan sonra karaciğerinize geçer ve burada bileşiklerine ayrılır. Parçalandığı bileşikler, farklı organları farklı şekillerde etkileyebilir. En büyük etkisi ise beyninize yöneliktir. İşte tam bu noktada ” adenozin” ile tanışıyoruz. Adenozin, uyandığınız andan itibaren gün boyu birikerek seviyesi artan bir nörotransmitter maddedir. Beyninizdeki adenozin miktarı ne kadar yüksekse – uykuya dalabileceğiniz seviyeye gelene kadar- o kadar çok uykulu hissedersiniz. Kafeinin yaptığı şey, adenozin reseptörlerini bloke ederek beraberinde getirdiği yorgunluk hissini durdurmasıdır. Ayrıca kanınızdaki adrenalin seviyesi ile beyninizdeki dopamin ve norepinefrin seviyelerini artırabilir. Bu iki kimyasal, kendimizi iyi hissetmemizi sağlar ve beyin ile bedeni harekete geçirir. Tüm bu etkiler bir araya geldiğinde size uyanıklık hissi verir ve odaklanma gücünüzü arttırır. Önünüzdeki göreve daha yoğun bir şekilde odaklanabilirsiniz ve sizi daha üretken kılar. Kafein çok hızlı etki eder, tükettikten 20 dakika sonra etkilerini hissedebilirsiniz. Yaklaşık 6 saatlik yarı ömürle vücudunuzdan tamamen çıkması da oldukça uzun zaman alır. Vücudunuzdaki Etkileri Nelerdir ? Kafeinin vücudunuz üzerindeki etkilerinden bahsederken dikkat etmemiz gereken ilk şey bu etkilerin birtakım değişkenlere bağlı olduğudur. Kafeinin etkisi her bireyin şu özelliklerine göre değişir: • Tüketim miktarı • Boy, kilo ve sağlık • Uzun süre ve sık sık tüketilme durumunda tüketim miktarı. • Aynı anda başka ilaçlar alma durumu Tüm bunlar dikkate alındığında, kafein tükettikten sonra bir dizi farklı etki hissedebilirsiniz. Bu etkilerden bazılarına bakalım: • Daha uyanık ve odaklanmış hissetmek • Huzursuz ve heyecanlı olmak • Susuzluk • Daha hızlı kalp atış hızı ve nefes alış • Karın krampları • Baş ağrısı • Daha yüksek vücut sıcaklığı Bunlardan bazıları kötü görünebilir ki öyleler, ancak o kadar sık gözlenmezler. Bu etkilerden bazılarını, yalnızca çok fazla kafein tüketirseniz veya arka planda kafeinin etkilerini artırabilecek herhangi bir sebep varsa hissedersiniz. Uzun vadeli süreçte ancak az miktarda kafein tüketmenin birçok faydası vardır. Ne kadar çok kafein tüketirseniz o kadar fazla tolerans geliştirirsiniz ve üzerinizde o kadar az etkisi olur. Böylece, istediğiniz etkiyi elde etmek için daha fazla içersiniz ve tolerans seviyeniz artar, devamında hiçbir şey hissetmezsiniz, sonuç olarak daha fazla içersiniz vb. Çok fazla kafein tüketmenin pek çok olumsuz etkisi olabilir ve o gün kafein alamazsanız, bu durum kafein eksikliğine yol açabilir. kafein Doz Aşımı Etkileri Kısa bir süre içinde aşırı miktarda espresso içmediyseniz, aşırı doz almak zordur. Çok fazla kafein tükettiyseniz veya birisinin çok fazla kafeine aldığına tanık olursanız, dozajın çok fazla olup olmadığını belirlemek için dikkat etmeniz gereken işaretler vardır. Kusmaya veya nöbet geçirmeye başlarsanız bu sağlıklı bir dozaj olarak önerilenden daha fazlasını aldığınızın kesin bir işaretidir. Titremelerin başlaması, panik atak geçirmeniz, kafanızın karışması veya çok hızlı bir kalp atış hızının gözlenmesi de hemen yardım çağırmanız gerektiğine dair işaretlerdir. Aşırı doz kafeinden ölmek mümkündür, tıpkı çok fazla muz yemekten ölmek gibi. Bu çok nadir yaşanır ve yalnızca çılgınca miktarda kahve alınırsa bu noktaya gelinir. Uzun Vadeli Etkileri Uzun bir süre boyunca kafein içmek, ılımlı bir şekilde içilirse fayda sağlayabilir ancak düzenli ve yoğun kafein kullanımı aşağıdaki gibi bazı olumsuz yan etkilere neden olabilir: Uyku zorluğu Sürekli baş ağrısı Düzensiz kalp atış hızı veya ritmi Düşük kan basıncı Kötü iştah Huzursuzluk Zayıflık ve yorgunluk Günde 4 veya 5 fincan kahve içiyorsanız, çok fazla kafein içiyorsunuz demektir. Birkaç hafta boyunca kafeinden kurtulmayı ve kafein detoksu yapmayı deneyin. Bir kahve için can atıyorsanız veya uzak duramıyorsanız o zaman muhtemelen bir detoks yapmalısınız. Kafein bağımlılığı, diğer bağımlılık yapıcı maddeler gibi tedavi edilmelidir: Aşırıya kaçmadan tüketin ve ne kadarının doz aşımına yol açacağını bilin. Kafeini Bırakmak Uzun süreli tüketimin ardından kafeini bırakmak tıpkı diğer bağımlılık yapıcı ilaçlardan vazgeçmek gibi zor olabilir. Vücudun onsuz çalışmaya alışması gerekiyor. Ancak uzun süreli tüketimde vücut kafein varlığına alıştığı için bu da zorlu bir sürece dönüşüyor. Son kafein tedavinizin üzerinden 24 saat geçtikten sonra, eksikliğinin belirtilerini fark etmeye başlayacaksınız. Bu belirtilerden bazıları : Baş ağrısı Yorgunluk Sinirlilik Konsantrasyon zorluğu Grip benzeri semptomlar (ateş, ağrı, kusma) olabilir. Kimler Kafein Alımından Kaçınmalı veya Sınırlandırmalı ? Bunu okuyan çoğu insanın günde birkaç fincan kahve içmesi yeterli olacaktır. Kafein tüketimi yaygın olarak güvenli kabul edilir, ancak endişeniz varsa her zaman bir tıbbi danışmana danışmalısınız. Örneğin, aşağıdaki durumlarda kafeinin bazı komplikasyonları veya olumsuz etkileri olabilir: Kafein plasentadan bebeğinize geçebileceği için hamile iseniz Kaygılı olmak Yüksek tansiyonunuz varsa Migren Uykusuzluk GERD 18 yaşın altındasınız (çocuklar ve gençler kafeinin etkilerine karşı hassas olabilir) Hamileyseniz, her gün tükettiğiniz kafein miktarını yaklaşık 200 mg ile sınırlamalısınız. Hamilelik sırasında yüksek kafein dozajı birçok komplikasyona neden olabilir. Örneğin, düşük doğum kilosuna sahip olmak, daha sonraki zamanlarda sağlık sorunları riskini de artırabilir. Çok fazla miktarda kafeinin düşük yapma riskini artırdığı da gözlenmiştir. Kafein elbette uykunuzu etkileyebilir, özellikle öğleden sonra veya akşamın ilerleyen saatlerinde veya yüksek miktarlarda (günde altı 85 gram veya daha fazla) kahve tüketiyorsanız. Bu nedenle halihazırda uyumakta güçlük çeken kişiler kesinlikle kafein alımını sınırlandırmalıdır. Uyku Apnesi adı verilen yaygın bir uyku bozukluğu genellikle teşhis edilemeyebilir ve bu nedenle



