İnsanların büyük çoğunluğu kahve içmeyi çok sever. Aslında, hepimiz kahvesiz bir hayat hayal bile edemeyiz. Yıllar boyunca espresso makinelerinden tutun da French Press’e kadar her türden farklı kahve makinelerini deneriz. Ancak diğer tüm kahve hazırlama yöntemleri kadar harika olan French Press’in bizlerde her zaman özel bir yeri olmuştur. Basarak çalışan kahve makinelerinden uzaklaştığımızda kullandığımız ilk kahve makinelerinden biri kesinlikle French Press’tir. İşte kahveye olan tutkumuz da tam burada başlar. Yani çok fazla French Press potuna sahipseniz ve buna rağmen yine de bir press pot satın aldıysanız, eminim ki French Press kahvesini nasıl yapacağınızı merak ediyorsunuzdur. Diğer yandan, günlük kahve hazırlamanızı biraz daha iyi hale getirmek için bazı ipuçları arıyorsanız, bu yazı tam size göre. Bir Bakışta French Press Kahve Yapımı Neye ihtiyacınız var? 8 cup kaliteli French Press. 56 gr (8 yemek kaşığı) taze kahve çekirdeği. Kaynadıktan birkaç dakika sonraki sıcak su (yaklaşık 96° F). Kahve değirmeni (çapak kahve değirmeni önerilir). Tahta kaşık. Kahve ölçeği. Kahve kupası. Zamanlayıcı (önerilir). Sonuç olarak Toplam Demleme süresi: 4 dakika. Verim: 8 bardak (1L). Fincan özellikleri: Ağır ve Sert. French Press Kahve Demleme Kılavuzu French Press ile kahve hazırlamak son derece basittir, dürüst olmak gerekirse, muhtemelen evde lezzetli kahve hazırlamanın en kolay, en bağışlayıcı ve en ucuz yollarından biridir. Bir French Press’in nasıl kullanılacağına dair aşağıdaki kılavuzumuzu adım adım takip edin. 1. Adım: Suyunuzu Kaynatın Su ısıtıcınızı açın, suyunuzu kaynatın ve 30 saniye kadar bekleyip 96 dereceye kadar soğutun. Goosenecek tarzı bir su ısıtıcısı kullansam da, French Press için havalı bir su ısıtıcısına gerek yoktur ve normal bir çaydanlık da gayet işinizi görür. 2. Adım: Kahve Çekirdeklerinizi Tartın ve Öğütün 56 gram kahve çekirdeğini tartın (yaklaşık 8-10 yemek kaşığı) ve kahve değirmenine koyun. Öğüttüğünüz kahvenin ekmek kırıntısı büyüklüğünde olması gerek, bu nedenle öğütme sırasında bu boyutu hedefleyin. 3. Adım: French Press’inizi Önceden Isıtın Şimdiye kadar suyunuz kaynamış olmalıydı. Sıcak suyunuzdan French Press’inizin içine birazcık koyun ve çalkalayın. Bu demleme sırasında French Press’inizin sıcaklığını korumasına yardımcı olacaktır. Daha sonra çalkaladığınız suyu dökün. 4. Adım: Biraz Kahve ve Su Ekleyin Zaman: 0:00 Umarım sıcak suyunuz ve zamanlayıcınız yakınınızdadır. Eğer öyleyse şimdi, kahvenizi French Press’e ekleyin ve sıcak suyunuzu dökmeye başlayın. Dökmeye başlar başlamaz zamanlayıcınızı da başlatın. FrenchPress’in yaklaşık yarısına ulaştığınızda dökmeyi bırakın. 5. Adım Yavaşça Karıştırın Zaman: 1: 00 Zamanlayıcınız 1. dakikayı gösterdiğinde, tahta bir kaşık alın (ya da benim kullandığım gibi AeroPress spatulasını) ve üst tabakayı (kahve yığınını) dağıtmaya başlayın. French Press kahvenizi iyice karıştırın. Buradaki amaç, tüm kahveyi suya batırmaktır. 6. Adım: Daha Fazla Su Ekleyin Zaman hala ilerliyor, French Press’i sonuna kadar suyla doldurun. Pistonu üstüne yerleştirin, ancak henüz aşağı doğru bastırmayın. 7. Adım: Pistona Bastırın Zaman: 4:00 Zamanlayıcınız 4 . dakikayı gösterdiğinde, pistonu aşağı itme zamanı gelmiştir. İki elinizi kullanın, biri French Press’i tutarken diğeriyle pistonu itmeye başlayın. Çok hızlı aşağı itmeyin, sertçe bastırmaya çalışın, ancak iterken orta derecede baskı uygulayın. 8. Adım: Kahvenizi Dökün ve Keyfinize Bakın İşte bu kadar! Kahvenizi hemen içecekseniz kahve kupalarınıza dökün ancak hemen içmeyecekseniz aşırı ekstraksiyondan kaçınmak için boş bir sürahiye boşaltın.(Kahve tanecikleriyle çok uzun süre kalırsa, ekstrakte etmeye devam edecektir ve kahve daha da acılaşacaktır.) French Press Kahve Demleme İpuçları Kahve demlemeden önce her zaman French Press’inizin temiz olduğundan emin olun. Filtrenizin büyük kısmı gevşeyebilir, böylece eski kahve taneciklerinden rahatlıkla kurtulabilirsiniz. Bu bayat tanecikleri filtrenin içinde bırakırsanız, kahvenizin tadı yüksek ihtimalle acı olacaktır. Tüm kahve demleme yöntemlerinde olduğu gibi, kahve çekirdeklerini kullanarak başlamanızı ve demlemeden hemen önce öğütmenizi şiddetle tavsiye ederim. Kahvenizi çok erken öğütürseniz (kahvenizi önceden öğütülmüş olarak saklayarak), kahvenin kendisine böylesine hoş tatlar ve aromalar veren neredeyse tüm bileşenlerini kaybettiğinizin farkına varacaksınız. SORUNLAR Kahvenin Tadı Zayıfsa: Büyük olasılıkla kahvenizin öğütülmesi çok kabadır. (Ekmek kırıntısını büyüklüğünü hedeflemeyi unutmayın.) Ayrıca kahveyi 3-4 dakika demlediğinizden emin olun. Kahvenin Tadı Acıysa: Kahvenizin tadı acı geliyorsa, kahvenizi çok iyi öğütmüşsünüz demektir. Bir dahaki sefere daha kaba öğütmeyi tercih edin. Ayrıca koyu bir kavurma kullanıyorsanız, kahvenin taze olduğundan emin olun ve demleme sıcaklığını yaklaşık 90 dereceye düşürmeye çalışın. Kahvenin Tadı Çok Güçlüyse: Demleme süresini 3 dakikaya indirmeye çalışın. Demlendikten sonra kahvenin, taneciklerle beklemesine izin vermeyin. Hemen içmeyecekseniz sürahiye boşaltın. Kupanızın Altında Pütürlü / Kalın Tortu Varsa: Ya kahvenizi çok ince öğüttünüz ve tanecikleri piston filtreden geçiyor ya da filtrenizin sızdırma sorunları var. *Kahve demleme aparatıdır. Editör: İrem Bakır
En Çok Kahve Üreten 5 Ülke
“En çok kahve üreten ülkeler hangisi? ” Bu, bizim de sık sık merak ettiğimiz bir soru. Gelin birlikte öğrenelim. Günümüz dünyasında çoğu kasaba ve şehirde her sokak köşesinde kafeler var. Çoğu şaşırtıcı bir şekilde sadece birkaç ülkeden geliyor. Okumaya başlamadan önce, muhtemelen en çok kahve üreten ülkeler listesinde ilk 5′ te hangi ülkelerin olduğunu görünce şaşıracaksınız. En çok kahve üreten ülkeler En Çok Kahve Üreten 5 Ülke Kahveyi düşündüğünüzde, aklınıza muhtemelen Brezilya veya Kolombiya gibi ülkeler gelecektir, ancak dünya çapında sevilen bu çekirdekleri üreten yaklaşık 70 ülke var. En çok kahve üreten ülkelerden bazıları ürünlerini yerel halk için saklıyor ancak 50′ den fazla ülke kahve ihraç ediyor. Tüm dünyadaki kahve dükkanlarına yüksek talep gören kahve çekirdeğini sağlayan bu ülkelerdir. Peki en çok kahveyi hangi ülkeler tedarik ediyor? Brezilya Listenin başında Brezilya yer alıyor. Lider kahve üreticisi olarak 2019 yılında dünyaya 2.652.000 metrik ton kahve tedarik etti. Şaşırtıcı bir miktar. Bu, tüm dünyadaki kahve tüketiminin yaklaşık üçte biri. Bu yeni bir şey değil. Brezilya, 150 yılı aşkın bir süredir en büyük kahve üreticisi ve ihracatçısıdır, ancak kahve üreten ilk ülke değildir. Brezilya’ya yerleşen Portekizliler kahve endüstrisine girmenin bir yolunu arıyorlardı. Brezilya sınırındaki Fransız Guyanası (Güney Amerika’daki Fransız bölgesi) o zamanlar zaten büyük miktarda kahve üretiyordu ve bu nedenle Francisco de Melo Palheta adlı bir adam biraz tohum almak için yola çıktı. Fransız vali kahve tohumlarını paylaşmak istemiyordu. Ancak Francisco, büyüleyici bir adamdı ve valinin karısıyla gizlice biraz tohum getirmesi için tatlı bir dille konuştu. Francisco ayrılırken valinin karısı Francisco’ya içinde tohum saklı olan bir buket çiçek verdi. Francisco Brezilya’ya döndü ve gerisi tarih oldu. Brezilya, kahve yetiştirmek için mükemmel bir iklime ve coğrafyaya sahiptir. Toprak, rakımlar ve arazi kütleleri, Brezilya kahve endüstrisinin ülkenin kalkınmasında itici bir faktör olmasının nedenlerinden bazıları. Yaklaşık 300.000 kahve tarlası tarafından kullanılan 27.000 km2’lik bir araziye sahiptir. İyi bir fincan Brezilya kahvesi genellikle orta gövdelidir, asitliği düşüktür ve bazı tatlı notalar(koku) içerir. Vietnam En çok kahve üreten ülkeler listesinin ikinci sırasında muhtemelen tahmin edemeyeceğiniz Vietnam var. 1800’lü yılların ortalarında Fransızların kendilerini kahveyle tanıştırmasıyla kahve üretmeye başladılar. Ancak, oyunlarını geliştirmeleri ve üretmek istedikleri kahve miktarı konusunda ciddileşmeleri 1900’lerin sonlarına kadar sürdü. 2019’da 1.650.000 metrik ton kahve ihraç ederek, listedeki ikinci sıraya hızla tırmandılar. 1990’larda Vietnam’ın kahve üretimi her yıl% 20-30 artarak ülke ekonomisini tamamen değiştiriyordu. 6.000 metrik ton üreterek yola çıktılar ve şimdi her yıl 2 milyon metrik tona yaklaşıyorlar. Kahveden daha fazla ihraç ettikleri tek ürün pirinçtir, bu nedenle Vietnam’da istihdam kaynağı olarak kahve üretimine güvenen birçok insan var. Yıllar boyunca kahve üreticileri, lezzet özellikleri ve dengesinde küçük değişiklikler yapmak için farklı çekirdek türlerini harmanlamaktadır. Bu sayede Vietnam kahvesi yıllar geçtikçe benzersiz hale geldi. Bugün Vietnam, kahvelerini phin adı verilen tek fincanlık french press’lerde sunmaktadır. Kahveyi sıcak tutmak için genellikle tatlandırılmış ve yoğunlaştırılmış süt ile ve bir mumun üzerine oturtarak servis edilir. Yoğunlaştırılmış süt, nemli ve tropikal iklimde saklanmasının daha kolay olması nedeniyle popüler hale geldi ve bu nedenle bugün Vietnam kültüründe bir gelenek haline geldi. Kolombiya Dünyadaki en çok kahve üreten iki önemli ülke var, geri kalan 48 ülke ise geri kalan %50’yi sağlıyor. Kolombiya ise 2019 yılında 810.000 metrik ton ihracat yaparak listemizde üçüncü sırada yer alıyor. Kolombiya’da sadece Arabica çekirdekleri yetişir. Herhangi eski bir Arabica olmakla kalmayıp tartışmasız dünyanın en iyisidir. Volkanik mineral bakımından zengin topraklar, mükemmel yağış ve sıcaklık ve ülke çapında çeşitli rakımlarla donanmış olan Kolombiya, Arabica bitkisi için ideal yetiştirme koşullarına sahiptir. Bununla kalmayıp çiftçiler olgun meyveleri elle toplamaktan gurur duyuyorlar. İnsanlar olgunlaşmamış, fazla olgunlaşmış ve hasata hazır olan çekirdekler arasındaki farkı size söyleyebilirler. Son yıllarda Kolombiya, kahve üretimini olumsuz yönde etkileyen tutarsız bir iklimle mücadele ediyor. Eskiden Kolombiya ikinci sıradaydı, ancak Vietnam’ın hızla artan arzı ve iklim nedeniyle üçüncü sıraya düştü. İlk kahve ihracatı 1808’de 100 adet 60 kg’lık poşet kahve ile gerçekleşti. Francisco Romero adlı rahibin Kolombiya’da ilk kahve mahsullerini yetiştirdiği söylenir. Endonezya Çoğumuz Endonezya’yı büyük bir kahve üreticisi olarak görmesek de Endonezya, 2019’da liderlik tablosunda yer alması için gereken 660.000 metrik ton kahveyi ihraç etti. Ülke, düşük kaliteli Robusta bitkisi için ideal yetiştirme koşullarına sahiptir ve bu nedenle esas olarak ürettiği şey budur. Robusta kahvesinde yanlış bir şey yok. Genellikle daha yüksek kafein içeriğine sahiptir ve genellikle tek bir kaynak yerine karışımlarda kullanılır. Kahve yetiştirmek için 10.000 km2’den fazla alan kullanılmaktadır ve tarlaların çoğu küçük ölçekli aile çiftlikleridir. Endonezya aynı zamanda dünyanın en pahalı kahvesi olan ünlü Kopi Luwak kahvesine de ev sahipliği yapmaktadır. Bu kahve oldukça alışılmadık bir üretim sürecine sahiptir. Kahve meyvesini yiyen misk kedisinin dışkı yoluyla çıkardığı kahve çekirdekleri toplanır ve Kopi Luwak kahvesi elde edilir. Açıkçası, kaynak sağlamak ve toplamak zaman alıcıdır ve bu nedenle arz, fiyatı yükselten talebi karşılamıyor. Endonezya, Hollandalılar tarafından tanıtıldığı 1699’dan beri kahve üretiyor. 1711’e gelindiğinde, ilk ihracatlar Java’dan(Bir ada) Avrupa’ya Hollandalı Doğu Hindistan Şirketi tarafından gönderildi ve bu, ülkeyi, bitkiyi yetiştirmek için Arabistan ve Etiyopya dışında ilk yer yaptı. Etiyopya Kahvenin doğum yeri olan Etiyopya, dünyanın en büyük kahve üreticilerinden biri olmaya devam etti. Kahvenin tarihine baktığınızda Kaldi adlı bir keçi çobanı tarafından nasıl keşfedildiğini göreceksiniz. Keçilerinin belirli bir bitkinin meyvelerini yediklerinde süper enerjik hale geleceklerini ve uyumayacaklarını fark etti. Bu yüzden onları kendisi denedi ve işte kafeinin etkilerinin keşfi. Etiyopya, 2019 yılında 384.000 metrik ton kahve üreterek, kahve üreten ilk 5 ülkemizi geride bıraktı ve Afrika’daki en yüksek kahve üreticisi oldu. Etiyopya’nın yıllık ihracatının % 28’den fazlası kahvedir ve bu nedenle vatandaşlarının büyük çoğunluğu kahve üretiminde istihdam edilmektedir, yaklaşık 15 milyon kişi. Yüksek rakımlar sayesinde Etiyopya, dünyanın en kaliteli kahvelerinden bazılarına ev sahipliği yapmaktadır. En ünlüleri, Etiyopya’nın doğu bölgelerinde küçük, bağımsız aile çiftliklerinde yetiştirilen Harrar’dır. Şarap notaları ve meyveli tatları ile karakterize edilen bu kahve kesinlikle denemeye değer bir kahve. Diğer bazı ünlü kahveler, hepsi ilk olarak Etiyopya’da yetiştirilen Arabica çekirdeklerinin ticari markalı çeşitleri olan Limu, Sidamo ve Yirgacheffe çekirdekleridir. Kahve yetiştirmek için ‘mükemmel’ iklime ve coğrafyaya sahip ülkeler hakkında çok konuştuğumuzu fark etmişsinizdir, ama bu ne anlama geliyor? Kahvenin büyümesi için hangi koşullar idealdir? KAHVE KUŞAĞI Oğlak ve Yengeç Dönencesi arasında kalan bölge kahve kuşağıdır. Ekvator ile paralel uzanan ve kahve yetiştirmek için mükemmel koşullara sahip bir gezegen şeridi. Bir kahve ağacı
Sağlıklı Ölçüde Kahve, Kırmızı Şarap ve Çikolata Tüketimi İçin 5 Araştırma
Amelia Cooper’ın kahve, kırmızı şarap ve çikolatanın sağlık üzerine yararları hakkında yazdığı yazıya gelin biz de göz atalım! İster özellikle daha sağlıklı olmaya çalışıyor olun, ister dini olarak daha sağlıklı bir diyet uyguluyor olun, ister genel olarak sağlıklı olduğunuzu hissediyor olun ve diyetinizi çok fazla düşünmeyin ; muhtemelen tükettiğiniz yiyecek ve içeceğin sağlığınız için iyi olup olmadığı hakkında kafanız karışmış durumda. Çok çelişkili bilgi olduğundan ve doğru bildiklerimiz ara sıra değişiyor gibi göründüğünden sağlık hakkındaki bu durum çok kafa karıştırıcı olabilir. Bu konudaki en tartışmalı yiyecek ve içeceklerden üçü kahve, şarap ve çikolata olmuştur. Herkesin ılımlılığın önemli olduğunu kabul ettiğini ve aşırıya kaçtığınız hiçbir şeyin sizin için sağlıklı olmadığını düşünüyorum, bu yiyecekler bir süre kötülendi; insanlar şarap, çikolata ve kahve tüketimini minimumda tutmaları konusunda uyarıldı, ama şimdi bu lezzetli ikramların bir zamanlar oldukları düşünülen kötü adamlardan uzak olduğunu biliyoruz. Kahve, insanların büyük bir kısmının günlük yaşamlarında hayati bir rol oynamaktadır. Sabah güne başlamak için, ertesi sabah yapılması gereken sunum üzerinde çalışmak için kendimizi uyanık tutmak amacıyla ve ruh halimizi iyileştirmek için kahveye ihtiyacımız var. Pek çok insan günün ilk kahvesini içene kadar kendilerini pek iyi hissetmediklerini söylüyor. Sağlık Alanındaki Bazı Riskleri Azaltan Çalışma Kahve bir zamanlar çok az miktarda olmadığı sürece tehlikeli kabul edilirdi. Birçok bilimsel çalışma, birçok insan için günde 4 veya daha fazla fincan kahvenin sağlıklı olduğunu belirten birçok araştırma ile bunun aksini kanıtlamıştır. Aynı zamanda bazı araştırmalar, kahvenin işe yaraması için günde yaklaşık dört fincan kahvenin gerekli olabileceğini öne sürüyor. Amerikan Diyabet Derneği tarafından 2015 yılında yapılan ilginç bir araştırmaya göre, günde altı fincana kadar kahve tüketen yetişkinlerde tip 2 diyabet riski % 33 daha düşük. Hepsi bu kadar değil, birçok çalışma ve araştırma, kahvenin kanser ve çeşitli kalp hastalıkları riskini de azalttığını kanıtladı. Harvard Tıp Fakültesi tarafından yapılan bir çalışma da dahil olmak üzere, günde dört ila beş fincan kahvenin % 11’lik bir oranla kalp hastalığı riskinin azaltılmasıyla ilişkili olduğunu öne sürüyor. Bu çalışma hakkında daha fazla bilgi için NHS makalesine bir göz atın: https://www.nhs.uk/news/heart-and-lungs/does-coffee-cause-or-prevent-heart-failure/ Harvard Tıp Fakültesi araştırmacıları ve Madrid Üniversitesi tarafından yapılan bir başka çalışma, yirmi yıllık bir dönem boyunca 125.000’den fazla insanı izleyen iki ABD çalışmasının verilerini değerlendirdi. Araştırmacılar, düzenli kahve içmenin ölüm oranına katkıda bulunan bir faktör olmadığı sonucuna varmakla kalmadı, araştırmaları, daha fazla kahve içen kişilerin 20 yıl içinde ölme olasılığının daha düşük olduğunu gösterdi. Kahvenin sağlığa yararlarının listesi, ürik asit seviyelerinin düşürülmesi ve gut riskinin azalması gibi diğer faydalarla birlikte neredeyse sürekli olarak artmaktadır. Daha az diş çürüğü, safra taşı azalması gibi. Kahve bu kadar büyük yararlar sunsa da, kahvenin kafein içeriği nedeniyle potansiyel olumsuzlukları vardır. Kafein bir ilaçtır, merkezi sinir sistemini uyarır ve sonuçları olumlu olabileceği gibi olumsuz yan etkilere de neden olabilir. Kafeinin olumsuz yan etkileri toleransa dayanmaktadır, yani bu olumsuzluklar, bir kişinin kişisel kafein toleransına göre belirli bir miktarda kafein tüketilene kadar gözlemlenebilir. Kafeinin sağlık üzerine negatif etkileri arasında kalp atış hızının artması, anksiyete, uykusuzluk ve sindirim sorunları olabilir – ve bazı çalışmalar, sürekli yüksek düzeyde kafein tüketiminin yüksek tansiyona, kan şekeri seviyelerinin artmasına ve hatta kemik yoğunluğunun azalmasına neden olabileceğini öne sürüyor. Fazla kafein, vücudun uykuyu düzenlemek için kullandığı sirkadiyen ritmi de bozabilir. Bununla birlikte birçok insan, kahve alınan kafeinin diğer içeceklerle alınanda olduğu gibi vücut üzerinde aynı etkiye sahip olmayabileceğine inanmaktadır. Enerji içecekleri ve doğrudan kafeinli içecekler şekerle birlikte kafein, bazen taurin ve çoğu zaman karmaşık bileşikler açısından çok az şey sağlarken kahve, birçok antioksidan da dahil olmak üzere binden fazla bileşik sağlar. Başka yollarla alındığında olduğu gibi, kahve aracılığıyla alınan benzer seviyelerde kafeinden de aynı şekilde etkilenmezler. İşte tüm kırmızı şarap severler için bazı iyi haberler – belki de beyaza düşkün olanlar için pek de harika bir haber değil-. Yıllar boyunca, kırmızı şarabın bir dizi yararı olduğunu öne süren oldukça fazla araştırma yapıldı. Beyaz şarap içenlerden özür dilerim, bilim sizi hayal kırıklığına uğrattı. Kırmızı şarap, küresel olarak birçok kültürün bir parçası olsa da, Fransa nüfusu arasında kalp hastalığı riskinin diğer birçok popülasyondan çok daha düşük olduğunu belirten ünlü ‘Fransız Paradoksu’ düşünüldüğünde Fransızlara daha fazla fayda sağlıyor gibi görünüyor. Fransızların daha fazla yağlı ve süt içerikli yiyecekler tüketmesi gerçeği de var tabii. Kırmızı şarap, genel kardiyovasküler sağlığı artırır ve yüksek kolesterol riskini azaltır . Artık kırmızı şarabın, resveratrol ve quercetin gibi antioksidanların yüksek içeriği nedeniyle kalp hastalıkları ve kanser riskini azalttığına inanılıyor. Bununla birlikte, kırmızı şarabın sağlığa faydalarını elde etmenin birincil anahtarı, genellikle günde 1-2 bardak arasında kabul edilen ölçülü tüketim olduğundan, bunu aşırı içme için bir ruhsat olarak düşünmemelisiniz. Sağlık için en iyisi olduğu düşünülen kırmızı şaraplar arasında Merlot, Pinot Noir, Cabernet ve diğer pek çok sek kırmızı şarap bulunur. Çikolata, belki de var olan en mütevazı ve popüler tatlı ikramlardan biridir ve kesinlikle kilo vermek veya fazla kilo birikmesini önlemek isteyenler tarafından kasıtlı olarak en çok kaçınılan gıdalardan biridir. Ama bekleyin, size çikolatanın bile kendi yararları olduğunu söylesem? Yakın zamanda yapılan bir bilimsel araştırmaya göre, her gün 100 gr çikolata yemek, kalp hastalığı ve felç riskini düşürmekle bağlantılıydı! Diyetin erkek ve kadınların uzun vadeli sağlığı üzerindeki etkisini izleyen bu çalışmaya yaklaşık 25.000 yetişkin katıldı. Sonuçlar, çikolata tüketenlerde % 11 daha düşük kardiyovasküler hastalık riski ve % 25 daha düşük ölüm riski gösterdi. Daha yüksek çikolata alımı, inme riskinin azalmasıyla da ilişkilendirildi (önemli ölçüde : % 23) ve bu, diğer potansiyel risk faktörleri hesaba katıldıktan sonra bile oldu. Ayrıca, enflamatuar protein seviyesi ölçülen katılımcılar arasında (16.000 kişi), en yüksek miktarda çikolata tüketenlerin, en küçük miktarları yiyenlere kıyasla % 18 daha az risk altında olduğu görüldü. Bununla birlikte, daha koyu ve daha doğal olan çikolatanın (en az şeker ilavesi olan tür) sağlık açısından en büyük yararı olduğuna inanılıyor. Çikolata Yemek ve Kahve İçmek Daha Sağlıklı Yaşamanızı Sağlar Son olarak, bu yazıyı bitirmek için güzel bir bilgi: – çinko takviyesi aldığınız sürece, kahvenizle (veya bir fincan çay ile) biraz çikolata tadını çıkarmak daha uzun yaşamanıza yardımcı olabilir! Erlangen Üniversitesi’nden araştırmacılar, çikolata çay veya kahve ile birlikte çinko takviyesi eşliğinde tüketildiğinde, yaşlanma sürecini yavaşlatabilecek bir bileşiğin aktive olduğunu keşfettiler! Çikolatanın çay, kahve ve çinko ile birlikte tüketilmesi sonucu oluşan bu bileşik, doğal olarak oluşan süperoksit dismutaz enzimine (SOD) benzer olup, aynı zamanda gazı da yok eder ve vücudu
Single Origin (Tek Kökenli) Kahve Üreten Ülkeler
Single Origin yani tek kökenli kahve üreten ülkeler de önce, tek kökenli kahve nedir onu inceleyelim. Tek kökenli kahve nedir? Bu makaleyi okumayı tercih eden birçoğunuz muhtemelen tek bir kökeni olan kahvenin ne olduğunu zaten biliyor olacaksınız. Bilmeyenleriniz için de mantık gerçekten basit. Tek kökenli kahve, bilinen tek bir coğrafi alan içinde yetiştirilmiş kahve demektir. Bu, aynı ekim yerinde, çevredeki ekim yerlerinde veya bir ülkenin aynı bölgesinde yetiştirilen kahve olabilir. Bir ekim yerinden veya bir grup ekim yerinden geliyorsa, “tek çiflikten” veya “tek mülkten” olarak reklamı yapılabilir. Tek bir kökenden gelen kahveyi reklam yaparken etiketlemenin önemli olmasının nedeni izlenebilir olmasıdır. Ekimin yapıldığı bölgenin dışında yaşayan kahve uzmanları belirli ve tek bir bölgede yetişen kahveyi tatmayı güzel karşıladıklarını belirtiyorlar. Örneğin, bir kahvenin tadı belirgin bir şekilde karamel veya tarçın bulunuyorsa, bu harika lezzetin kaynağını bulabilir ve yetiştirme koşullarını anlayabilirsiniz. Popülerliği Artışta Son yıllarda, tek bir bölgede yetiştirilmiş kahve giderek daha popüler hale geldi. Mevsimsellik ve ihracat nedeniyle bir zamanlar çok pahalıydı. Uluslararası taşıma başladığından bu yana, tek kökenli kahve tüm dünyada daha kolay bulunabilmektedir. Tek bir bölgede yetiştirilmiş kahvelere olan ilgi, kahvenin çekirdeklerle farklı tatları vurgulayarak alternatif demleme yöntemlerinin keşfedilmesiyle başladı. Belirli bir kökeni olan kahvelerin popüler olmasının bir başka nedeni de yetiştirilmesinde olan şeffaflıktır. Tüketicinin kahvenin nereden geldiğini, nasıl yetiştirildiğini, yetiştirme koşullarının ne olduğunu ve ne zaman hasat edildiğini anlamasını sağlar. Kahve çekirdekleriyle ilgili her şeyi bilmenin bu güveni, ekim yerlerine bir güven oluşturur ve kahvenizin daha da fazla tadını çıkarmanızı sağlar. Çıtayı ayarlar Yıllar geçtikçe artan popülerlik nedeniyle kahve çiftlikleri, kahve çekirdeklerinin kalitesini arttırmak için yetiştirme yöntemlerini en uygun hale uyarlamaktadır. En kaliteli kahve olarak kabul edilen kahvenin öncülüğünü yapmaya ve ona ulaşmaya çalışıyorlar. Kahve çekirdeği çeşitleri, hasat yöntemleri, yetiştirme koşulları, yetiştirme süresi ve öğütme tekniklerinde en iyi kombinasyonu bulmak için sürekli olarak değişiyor. Sadece ekim yerleri değil, kahve kavurucuları da kavurma işlemlerini geliştirmek için farklı teknikler araştırıyorlar. Onları karşılıklı uyum sağlamaları gereken bir yol bekliyor. Kavurma işlemini yapan kişiler, tüketicilere pazarlamak için çiftçilerin yenilikçi tekniklerine güveniyorlar. Aynı şekilde çiftçiler de sürekli değişen pazar taleplerine ilişkin veriler için kahve kavurucularına güveniyor ve böylece uyum sağlayabiliyorlar. Bu iki işçi sınıfı çok yakın çalışıyor. Çok sayıda farklı kahveyi deniyor ve mümkün olan en yüksek kalitede kahveyi yaratmak için bir araya geliyor. Kaliteyi arttıran, bu ikili ilişki ve sürekli çıtayı yükselten şey ise tek bir ekim yerinde yetişmiş kahveye olan talep. En İyi Tek Kökenli Kahve Nereden Gelir? Bu çok zor bir soru. Mesele şu ki, herkesin damak tadı farklı ve bu nedenle birinin dünyadaki en güzel kahve olarak nitelendirdiği kahve sizin için olmayabilir. Dışarıda çok fazla kahve çeşidi bulunsa da her hasat birbirinden çok az bir farklılık gösterir ve hepsini tatmak da zordur. Bu nedenle en kaliteli kahveyi üretmesiyle ünlü ülkelerin bir listesi hazırlandı. Hepsini deneyebilir ve nasıl farklı olduklarını görebilirsiniz. Fakat hangisinin en iyisi olduğuna karar vermeyi size bırakacağım. Kolombiya Kolombiya kahvesi gerçekten sektörün en iyilerinden biridir. Kolombiya kahvesini düşünürken, büyük bir bıyıklı, büyük bir şapka ve yanında bir katır olan bir çiftçiyi hayal ediyor olabilirsiniz. Aynı zamanda ikonik olan basmakalıp kahve çiftçisi Juan Valdez’i düşünmüş olabilirsiniz. 1950’lerde Kolombiya kahvesini tanıtan bir reklam kampanyasının figürü olmuştu. Hükümet bunu büyük bir ekonomik potansiyel olarak gördüğü için, sektördeki çiftçileri ve üreticileri cesaretlendirdi. Kampanya işe yaradı. Kolombiya’nın, tüm kahvesi arabica olmak üzere, sektördeki tüm kahvenin %12’sini ihraç ettiği düşünülmektedir. Fakat herhangi bir eski arabica kahvesi değil, sadece yüksek kaliteli şeyler. Bu kadar kaliteli ve başarılı olmasının nedeni, ideal yetiştirme koşullarından kaynaklanıyor. Arabica özen gerektiren bir bitkidir ve çok özel koşullarda büyür. Örneğin 17-23 derecede, soğuktan uzak ve 1340 ile 2130 metre arasındaki rakımlarda yetiştirilmelidir. Kolombiya bunun için mükemmeldir. Kaliteli arabica kahvesi için ideal şartlara ve uygun coğrafyaya sahiptir. Orta ve Güney Amerika, Afrika, Hindistan ve Endonezya gibi bölgeler de dahil olmak üzere ekvatora paralel uzanan bir şerit olan Kahve Kuşağı’nda bulunuyor. Bu şerit, kahve yetiştirmek için en iyi koşullara sahip olmasıyla ünlü. Sadece ülkenin bulunduğu yer değil, aynı zamanda buradaki dağların da bitkilerin yüksek rakımlarda büyüyebileceği ve aynı zamanda ideal miktarda yağış alabileceği anlamına gelir. Daha yavaş bir olgunlaşma sürecine ve aynı zamanda daha geliştirilmiş lezzete sahip olmasına yol açar. Tanzanya Tanzanya, daha önce duymuş olabileceğiniz, Tanzania Peaberry isimli eşsiz bir kahveyi sunmuştur. Genellikle besin açısından zengin ve minerallerle dolu toprakları olan Mt. Kilimanjaro (Afrika’nın en yüksek dağı) kenarlarında yetiştirilir. Meyvelerin, her zamanki yarım yeşil rengi yerine bir bütün yeşil kahve çekirdeğini kaplaması konusunda ise benzersizdirler. Meyvemsi, zengin bir tat ile çok canlı ve keskin bir asitliğe sahip. Tanzanya, Peaberry çeşidinden daha fazlasını sunabilir. Birçok çeşidin çiçek veya meyve notaları ile rustik ve tatlı tadı vardır. Normalde Tanzanya kahvesini karakterize eden tüm bu meyveli tatları koruması için de hafif kavurmalar ile üretirler. Ana kahve yetiştirme bölgeleri daha çok güneyde olur. Bu bölgelerde daha iyi kurutma koşulları ve gelişmiş ulaşım sistemi bulunmaktadır. Bununla birlikte ülkenin her yerinde yetişen çok sayıda lezzetli kahveler var. Bourbon, Nyara veya Blue Mountain gibi çeşitlerin tamamı Tanzanya’da yetiştirilir ve hepsi denemeye değer. Etiyopya Etiyopya kahve çekirdekleri, tam gövdeli ve zengin bir dokuya sahip olmaları ile tanımlanabilir. Bazı bölgelerden yaban mersini aromaları ve diğer meyveli notalar, çok fazla kuvvetli olmayan bir asitlik ile gelirler. Batı bölgelerinden bazı tek kökenli kahve çekirdekleri alırsanız keskin bir asitliğe sahip güzel çekirdekler olduğunu fark edeceksiniz. Damak tadınızı test edecek ve karmaşık tatlarıyla daha fazlasını isteyeceksiniz. Etiyopya kahvesiyle ilgili en çok sevilen şey, onlara özgü olmayan fakat genellikle tek bir bölgede yetişmiş ve en iyi kahvede görülen durum, kahvenin yetiştirildiği alanın büyük olmasıdır. Etiyopya’da yüzlerce dönümlük alana yayılan devasa ticari kahve tarlaları yoktur. Bunun yerine, uzun süredir işin içerisinde yer alan aile çiftlikleri vardır. Onlarca yılını kahve kavurucularıyla iyi bir ilişki içerisinde olmak ve kaliteyi arttırmak için çalıştılar. Etiyopya Harrar çeşidini denemeniz önerilir. Çiçeksi ve meyvemsi, yoğun, parlak ve doku bakımından zengindir. Parlak asitliği ve meyve tatlarını seviyorsanız, kesinlikle denenmesi gereken bir kahve. EDİTÖR: Çiğdem UYSAL Kaynak= https://coffeeblog.co.uk/countries-produce-amazing-single-origin-coffee/
Kahvenizde Ne Kadar Kafein Var?
Amerikalıların %90’ı günlük olarak kafein tüketiyor, bu onu ülkede en çok tüketilen uyarıcı yapıyor. Birçok yiyecek ve içecekte inanılmaz popülerdir, bunların en ünlüsü ise kahve. Biz tam da bunu yanıtladık, hadi bir bakalım. Ama senin için ne kadarı iyi? Ve kahvede ne kadar var? KAFEİN NEDİR? Hepimiz kafeinin bize enerji verdiğini biliyoruz, güne başlamak için ihtiyaç duyduğumuz enerjiyi bize veriyor. Peki bu nedir ve nasıl çalışır? Kafein başlıca çayda, kahvede ve çikolatada bulunan doğal bir uyarıcıdır. Ayrıca mısır gevrekleri ve enerji içeceklerinde de bulunur, ancak bunlar sentetiktir. Kafein tükettiğinizde, hızlıca bağırsaklarınız tarafından emilir ve dolaşım sisteminize girerek karaciğerinize ulaşır. Karaciğere girdikten sonra çeşitli bileşiklere ayrılır ve bu bileşikler bazı organları farklı şekillerde etkiler. En temel etki beyninizde olmaktadır. Kafein, adenozin denilen nörokimyasal maddenin birikmesini engeller. Adenozin, uykulu hissetmenizden sorumludur. Uyandığınız andan itibaren yavaşça yükselir ve akşam beyninizde kolayca uykuya dalabilmenizi sağlayacak kadar adenozin birikmiş olur. Kafein bu birikimi durduğu için yorgun hissetmezsiniz. Kafein aynı zamanda kanınızdaki adrenalin seviyesini ve beyninizdeki dopamin ve norepinefrin düzeylerini arttırarak enerjinizi yükseltir. Kafein beyninizde adenozin birikimini engellese de, üretimini durdurmaz. Bu yüzden kafein vücudunuzdan çıkar çıkmaz, insanların “şok” dediği şeylere neden olan adenozin dalgalanmaları yaşarsınız. Bu yüzden insanlar gün ortasında yorulurlar. Kafein seviyeleri düşmeye başlar ve adenozin seviyeleri hızla artar. Size enerjik hissettiren adrenalin ve diğer kimyasallar da düşmeye başlar. Daha fazlasını öğrenmek isterseniz, kafeinin ne olduğu hakkında bir makalemiz de var. KAFEİNİN İÇERİĞİNİ NELER ETKİLER? Kahvedeki kafein miktarını belirleyen birkaç faktör vardır, örneğin: Kahvenin Türü – Tükettiğiniz kafein miktarı espresso, decaf kahve, demleme veya hazır kahve içip içmediğinize bağlı olarak değişecektir. Porsiyon – Ne kadar çok kahve içerseniz o kadar çok kafein tüketirsiniz. Bir fincan kahve 230-450 ml arasında olabilir ve değişebilen kafein miktarlarına sahiptir. Kahve Çekirdeğinin Türü – Dünyada kullanılan 2 ana kahve türü Arabica ve Robusta’dır. Robusta ortalama 2 kat daha fazla kafein içeririr, kahvenizi yapmak için hangi tür kahve çekirdeğinin kullanıldığı kafein içeriğini büyük ölçüde değiştirecektir. Kavurmak çok az da olsa kafein miktarını etkiler. Bu çekirdeklerin miktarını nasıl ayarladığınıza bağlıdır. Eğer çekirdeklerinizi kepçe ile ölçerseniz ve her kepçe de yaklaşık aynı miktarda çekirdeğe sahipse, hafif kavrulmuş çekirdek daha yoğun olduğu için hafif kavrulmuş kepçede, çok kavrulmuş kepçeden daha fazla kafein olacaktır. Kavurma işlemi sırasında, kavurma makinesinde daha fazla kaldıkları için koyu çekirdeklerden daha fazla nem buharlaşır. Yani ağırlığını ölçerseniz, 100 gramda çok kavrulmuş çekirdekler, hafif kavrulmuş çekirdeklerden daha fazla olacaktır. Çok kavrulmuş yığında ağırlığı telafi etmek için daha fazla çekirdek vardır, daha fazla kafein olacaktır. Çekirdekteki kafein miktarı ne kadar kavurursanız kavurun neredeyse hiç değişmez. FARKLI KAHVE ÇEŞİTLERİNDEKİ KAFEİN İÇERİĞİ Hangi ekstraksiyon yöntemlerinin kullanıldığına ve hangi çekirdek türünün kullanıldığına bağlı olarak kafein içeriği değişebilir. DEMLENMİŞ KAHVE Demlenmiş kahve ile basitçe demek istediğim, çekilmiş kahve çekirdeklerini sıcak suyla karıştırdığınızı ve ardından çekirdekleri filtrelediğinizde geride taze pişmiş bir kupa kahve kalmasından bahsediyorum. Eğer evde moka kabı, perkolatör, Fransız presi veya aeropress gibi çeşitli şeyler kullanarak hazırlıyorsanız, 230 ml’lik bir fincanda yaklaşık 95 mg kafein olacaktır. Yukarıda bahsettiğimiz gibi ne tür kahve çekirdeği kullandığınıza bağlıdır, ama ortalama 90-100 mg arasında kafein olacaktır. DECAF KAHVE Yaygın inanışın aksine, decaf kahve de az miktarda kafein içerir. Eğer hiç kafein içermeseydi ona “kafeinsiz kahve” derdim değil mi? Decaf ‘düşük kafein seviyesi’ anlamına gelir. 230 ml kahve, yaklaşık 2.5 mg kafein içerir. Çok daha düşük bir miktar ama yine de içeriyor. COLD BREW KAHVE Buzlu kahve ile karıştırılmamalıdır. Cold Brew sadece biraz buzun üzerine dökülmüş espresso değildir, bundan çok daha fazlasıdır. Cold Brew yapmak için, ne kadar yaptığınıza da bağlı olarak oda sıcaklığındaki su ile çekilmiş kahveyi 10-24 saat boyunca filtrelemelisiniz. Koyduğunuz zaman buzdolabında 2 haftaya kadar saklanabilen, lezzetli, pürüzsüz, asidik olmayan bir kahveye sahip olursunuz. Eğer denemediyseniz, mutlaka deneyin. Bu araştırmaya göre, klasik 350 ml’lik bir fincanda 170-250 gram kafein bulunur. HAZIR KAHVE Kahvenin bu şekilde demlenmesi, sıcak suyun çözülebilir kahve granülleri veya tozu ile karıştırılmasından oluşur. Normalde hazır kahvede çok daha az kafein bulunur, klasik 230 ml’lik bir fincanda yaklaşık 62 gram kafein vardır. ESPRESSO Öğütülmüş kahve çekirdeklerinin basınçlı sıcak sudan geçirilmesiyle yapılır. Arabica ve Robusta çekirdeklerinin karışımı, tüm bu güzel kahve lezzetlerini saklarken normalde yüksek kafeinli kahve yapmak için kullanılır. Bir espresso shotı genelde 30 ml’dir ve yaklaşık 62.8 gram kafein içerir. MARKALI ÜRÜNLERİN KAFEİN İÇERİĞİ Genellikle ticari kahve markalarının yanı sıra gazlı içecekler ve diğer yiyecek ve içeceklerde daha yüksek miktarda kafein bulunur. Özellikle de, bazı kafelerde servis edilen dev fincanlarda. Bu rakamlar güvenilir Kamu Yararı Bilim Merkezi’nden alınmıştır. Dunkin’ Donuts Dunkin ‘Donuts hızlıca kahve ve çörek alabileceğiniz çok popüler bir yerdir. Ürünlerinde ne kadar kafein olduğuna şaşıracaksınız. Espresso Shot (600ml) – 398 mg kafein Buzlu Kahve (350ml) – 327 mg kafein Cappuccino (600ml) – 252 mg kafein Standart Kahve (450ml) – 210 mg kafein Uydurulmuş, tüm tatlar (230ml) – 126-134 mg kafein Gördüğünüz gibi, içeceklerinin çoğu çok miktarda kafein içeriyor, bu yüzden gün içinde çok geç içmemeye dikkat edin. Starbucks Önde gelen kahve şirketi, çok sayıda kafeinli ürüne sahiptir. Aslında, web sitelerinde kafein içeriği de dahil olmak üzere ürünlerinin tüm içerik bilgilerini veren harika bir kaynağa sahipler. Eğer büyük bir Starbucks içicisiyseniz, kafein alımınızı takip etmeniz çok kolaydır. Caffe Americano (475ml) – 225 mg kafein Blonde Roast (475ml) – 360 mg kafein Starbucks Dark Roast Coffee (475ml) – 260 mg kafein Cappuccino (475ml) – 150 mg kafein Espresso (45ml) – 150 mg kafein Flat White (350ml) – 130 mg kafein Latte (475ml) – 150 mg kafein Decaf Pike Place Roast (475ml) – 25 mg kafein Starbucks Double Shot Energy Drink (440ml) – 146 mg kafein POPÜLER ÇAY MARKALARI Kahve, kafein hakkında konuştuğunuzda düşündüğünüz ilk içecek olmasına rağmen, çay da kafein içerir, ancak bu kadar çok değildir. Starbucks Chai Latte (475ml) – 95 mg kafein Starbucks Green Tea Latte (475ml) – 80 mg kafein Lipton Limonlu Soğuk Çay (500ml) – 21 mg kafein Arizona Soğuk Siyah Çay (230ml) – 15 mg kafein Arizona Soğuk Yeşil Çay (230ml) – 7.5 mg kafein Snapple Limonlu Çay (475ml) – 37 mg kafein Home Brewed Herbal Tea (230ml) – 0 mg kafein ÖNERİLEN GÜNLÜK KAFEİN TÜKETİMİ NEDİR? Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu (EFSA) ve ABD Tarım Bakanlığı (USDA)
Kahvenin Büyüleyici Tarihi
Kahvenin insanlıkla ilk buluşmasını kesin olarak bilmek zordur ancak bunun nasıl olduğunu açıklayan birkaç tane ilginç hikaye vardır. Hiç şüphe yok ki, günümüz dünyasında insanlar, dünyanın her yerinde ve birçok farklı şekilde kahve içiyorlar. Peki, kahve nasıl ve kim tarafından keşfedildi? Bu küçücük çekirdek tüm kıtalara ulaşmayı nasıl başardı?Kahve nereden geldi? Kahvenin tarihi,aslında ilginç bir konudur.Bu yüzden,başlamadan önce kahveyi bir demlemek yapabileceğiniz en iyi şey olabilir. KAHVENİN KÖKENİ Etiyopya Efsanesi Kahvenin ilk nasıl keşfedildiğiyle ilgili hikayelerden biri Kaldi isimli bir çobanın hikayesidir. Hikaye, Kaldi’nin keçilerinin çok enerji dolu olduğunu ve belirli bir ağaçtan kırmızı meyveler yedikten sonra uyuyamadıklarını fark etmesiyle başlar. Ardından, kendisi de dener ve bulduğu şeye çok şaşırır. Bulgularını yerel bir manastıra götürür ancak oradaki insanlar saçma olduğunu iddia ederek bulgularını ateşin içine atarlar. Ardından normal olarak, kavrulmuş kahvenin kokusu bütün manastırı sarar. Saçma olsun ya da olmasın, kimse bu koku göz ardı edilecek bir koku değildi. Bunun üstüne, rahipler bu tohumlardan bir içecek yaptılar. Bu içecek sayesinde, gece geç saatlerde yaptıkları ibadetler süresince uyanık kaldıklarını fark ettiler. Buna hayran kalan rahipler, tüm gece boyunca ateşin etrafında oturup birlikte kahvelerini içtiler. Kahve, bu şekilde insanlar arasında daha da yayılmaya başladı. Omar‘ın Anlatımı Kahvenin keşfiyle alakalı bir diğer hikaye ise Omar isimli bir adamın hikayesi. Omar, kasabada insanları duayla iyileştirme özelliğinden dolayı tanınıyordu ancak bazı sebeplerden dolayı kasabadan sürülmüştü. Acıkan Omar, yemek için bir miktar yiyecek meyve buldu ancak bu meyvelerin tadına baktığında korkunç derecede acıydı.Bu yüzden Omar meyvelerin tadını iyileştimek için onları ateşe atıp kızartmaya karar verdi.Ancak,bu meyveler daha da sertleşti. Bunun üzerine, meyveleri yumuşatmak için onları kaynatmaya çalıştı ve bunun neticesinde ilk fincan kahve ortaya çıkmış oldu. Omar,az beslenmiş olmasına ragmen kahve sayesinde çok enerjik kalmıştı ve bu yüzden bu heyecanlı keşfiyle kasabasına geri döndü. Kahvenin insanlar arasında “mucizevi ilaç” olarak yayılmasıyla birlikte Omar da insanlar tarafından aziz ilan edildi. KAHVENİN İLK KULLANIMLARI Peki, insanlar ilk ne zaman kahve içmeye başladı? Bunu kesin olarak söyleyemesek bile geçmişteki kayıtlara baktığımızda kahvenin ilk olarak kimler tarafından içildiğini biliyoruz. Avcılık Kahvenin enerji verme özelliğini ilk kullananlar Kaffa bölgesinde yaşayan Etiyopyalı kabilelerdi.Genellikle bu kabile üyeleri günlük çıktıkları ve kilometrelerce koştukları avlarında yanlarında yenilebilir küçük kafein topları taşıyorlardı. İslam’daki Dini Uygulamalar Müslümanlar, Ramazan’da kahvenin onlara çok yardımcı olduğunu fark ettiler.Kahve sayesinde oruç tutanlar gece uyanık kalabiliyorlar ve gündüz de kendilerini daha az acıkmış hissediyorlardı. Aynı zamanda kahveyle Hz.Muhammed’in doğumu da ilişkilendirilir.Hz.Muhammed’in İslam’ın yasakladığı şarap yerine kahveyi getirdiğine dair bir hikaye de vardır. Arap Kahvehaneleri Kahve,16. yy.dan itibaren Türkiye,Suriye ve Mısır da dahil olmak üzere tüm Arap yarımadasında yayılmaya başladı.Kahve genellikle evde içilen bir içecekti ancak o kadar popülerleşti ki birçok kahvehane ortaya çıktı. Bu kahvehanelere “qahveh khaneh”deniliyordu ve bu kahvehaneler insanlar tarafından birçok farklı sosyal aktiviye yapmak için kullanılıyordu.İnsanlar satranç oynarken,oyuncuları izlerken,müzik dinlerken ve aynı zamanda dedikodu yaparken kahve içiyorlardı. Kutsal başkent olarak sayılan Mekke’ye her yıl Hac ibadeti için giden binlerce insanla birlikte kahvenin ünü daha da hızlı yayılmaya başladı. AVRUPA’DA KAHVE Kötü İlk izlenim Avrupalı gezginler sayesinde Afrika’dan Avrupa’ya bu içecekle alakalı çeşitli söylentiler yayılmaya başladı.17.yy’a gelindiğinde ise kahve Avrupa’da tanınmaya ve günden güne daha popüler hale gelmeye başladı ancak Avrupalılar tarafından çok sıcak karşılanmadı.İnsanlar bu içecekten korkuyorlardı hatta kahve için “Şeytanın İcadı” diyorlardı. 1615 yılında Venedik, kahve içilmesini yasakladı.Bu durum o kadar tartışma yarattı ki,Papa’dan bu durumu düzeltmesi için yardım istendi.Papa da bu içecekten biraz denemek istedi ve çok etkilendi. Ardından,kahve içilmesine onay verdi ve kahveyi bir Hristiyan içeceği olarak ilan etti. Kahvehaneler Her Yerde! Zaman geçtikçe, kahvehaneler Avrupa’nın her yerinde çoğalmaya başladı.1600’lü yılların ortasına gelindiğinde İngiltere, Almanya ve Hollanda’da kahvehanelerin sayısı çok artmıştı.Hatta sadece Londra’da bu sayı 300’ü aşmıştı. Her meslekten insanlar,buraya kendi hikayelerini paylaşmak için geliyorlardı. Kahvehaneler, Arabistan’da da aynı rolleri üstlendi, siyasal tartışmaların merkezi ve yeni haberlerin toplandığı bir yer haline geldi. Bu kahvehaneler, insanlar arasında “Kuruş Üniversite” olarak bilinmeye başladı. Birleşik Krallık’ın Oxford şehrinde varlıklı adamların uğraması için ilk kahve kulübü açıldı.Varlıklı adamlar,işte veya barda olmadıkları zamanlarda buraya gelir,dini ve siyasi tartışmalar yaparlardı. Kahve,standart sabah içeceği olan bira ve şarabın yerini almaya başladı.Sabahları ilk iş olarak kahve içmeye karar veren insanlar,alkol içenlere göre iş yerinde daha üretken olduklarını fark ettiler. Kahvenin Yurtdışına İhracatı Özellikle Avrupalıların kahve çekirdeklerine el koymasıyla birlikte kahve büyük bir sektör haline gelmeye başladı. Hollanda,Sri Lanka’da kendi kahve tarlasına sahip olan ilk Avrupa ülkesiydi.Fransızlar,kahveyi Karayipler’e,İspanyollar ise Orta ve Güney Amerika’ya götürdüler. Atlantik’i Geçiş Peki,kahve Amerika’ya ne zaman ulaştı? Bu küçük kahve çekirdeği Afrika’dan Avrupa’ya, Avrupa’dan da Asya’ya neredeyse tüm dünyayı dolaşmıştı.Son olarak da Amerika’ya ulaştı. New York 1600’lü yılların ortasında, İngilizler sayesinde kahvenin yolu ilk defa New Amsterdam’la(Şu an New York) kesişti. Avrupa’da olduğu gibi Amerika’da da birçok kahvehane açılmaya başlandı ancak çay Amerikalıların favori içeceği olmaya devam ediyordu. Kral III. George tarafından çaya getirilen ağır vergi yüzünden kolonistler isyan etmeye başladı. Buna Boston Çay Partisi de deniliyordu. Çaya getirilen ağır vergi yüzünden kahve daha çok tercih edilmeye başlandı. Ardından kahve, liderlik tablosunun en üst sırasında yerini aldı. Ayrıca, Thomas Jefferson kahve için “medeni dünyanın en sevilen içeceği” dedi. Martinik 1714 yılında Kral Louis XIV, Amsterdam Belediye Başkanı tarafından bir kahve fidanı ile ödüllendirildi. Bu kahve fidanı,Paris’teki Kraliyet Botanik Bahçesi’ne dikildi. Fransız filosunda deniz subayı olan Gabriel de Clieu, atandığı Martinik’ten Paris’e ziyarete gelmişti. Gabriel,kesilmiş kahve fidanı parçalarını alarak Paris ziyaretini sonlandırdı.Ancak bu parçaları çalıp çalmadığı ya da bu parçaların başkası tarafından kendisine verilip verilmediği halen belli değildir.Ancak kesin olan şey şu ki,Gabriel kahve fidanı parçalarıyla beraber Karayipler’e kadar yelken açmayı başardı. Yolculuk inanılmaz derecede yorucuydu.Gabriel,korkunç bir hava,küçük kahve fidanına zarar vermek isteyen bir sabotajcı ve korsan saldırısıyla karşı karşıya kalmıştı.Ama bir şekilde kahve fidanının hayatta kalmasını sağladı ve Martinik,Dominik ve Guadalupe’de kahve tarlalarının kurulmasını sağladı. İnanılmaz bir şekilde bu kahve fidanı,Karayipler,Orta ve Güney Amerika’daki tüm ağaçların atası olmaya başladı. Brezilya Kahve denildiğinde akla ilk gelen yerlerden biri de Brezilya’dır. Her şey, Francisco Melo Palhete isimli bir Brezilyalı albayın hikayesiyle başladı.Francisco,kahve çekirdeklerini yetiştirip geri dönmek niyetiyle Guyana’ya yola çıktı. Francisco,Fransız Vali’ye bu niyetini anlattığında,vali tarafından reddedildi.Ancak Francisco,yakışıklı bir adamdı,Fransız Vali’nin eşine tüm doğru şeyleri anlattı.Bunun üzerine,Fransız Vali’nin eşi de Francisco’ya ayrılırken bir buket çiçek verdi.Ancak Fransız Vali’nin bilmediği bir şey vardı, o
Kafein Hakkında Bilmeniz Gereken 5 Şey
Kafein. Tüm dünyada bağımlılık yaratan maddelerin en popüleri, hem de oldukça uzun zamandır. Kelimenin tam anlamıyla milyarlarca insan, her sabah uyanır uyanmaz ilk iş olarak kendilerine bir kahve yapıyor. Öyleyse kahvenin bizler için kötü bir tarafı olamaz, değil mi? Kafein sık sık olumsuz etkileri nedeniyle manşetlerde yer aldı, peki sizin için herhangi bir faydası var mı? Kafeinin sizler için kötü olduğu yanılgısının üstündeki perdeyi kaldırdık. Öyleyse gelin, kafeinin ne olduğuna, sizler üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğuna ve ne kadarının fazla olduğuna bir bakalım. Kafein Nedir? Kafein Nedir ? Kafein, tükettiğimiz pek çok ürünün içerisinde yer alıyor. Ne işe yaradığını ve nasıl hissettirdiğini hepimiz biliyoruz. Peki, kafein aslında ne? Kafein, en çok çay, kahve ve kakao bitkilerinde bulunan doğal bir uyarıcıdır. Bazı ilaçlara, yiyeceklere ve içeceklere eklenen sentetik bir versiyonu da vardır. Örneğin, bazı ağrı kesiciler ve ilaçlarda bulunur. Bunların yanı sıra enerji içeceklerine, atıştırmalıklara veya kendilerini enerji artırıcı olarak tanıtan sakızlara da eklenir. Kafeinin, 4500 yıldan daha uzun bir süre önce, insanların çayı ilk demlediği zamanlarda içildiği düşünülüyor. Kahvenin ise uzun yıllar sonra, 14. veya 15. yüzyılda Etiyopya’da bir keçi çobanı tarafından keşfedildiği düşünülüyor. Günümüzde dünya nüfusunun %90’ı kafein içeren yiyecek ve içeceklerden her gün tüketiyor. Kafein Nasıl Çalışır ? Kafein içeren yiyecek veya içeceği tükettikten sonra, bağırsaklarınızda parçalanır ve hemen ardından hızla kan dolaşımınıza girer. Bundan sonra karaciğerinize geçer ve burada bileşiklerine ayrılır. Parçalandığı bileşikler, farklı organları farklı şekillerde etkileyebilir. En büyük etkisi ise beyninize yöneliktir. İşte tam bu noktada ” adenozin” ile tanışıyoruz. Adenozin, uyandığınız andan itibaren gün boyu birikerek seviyesi artan bir nörotransmitter maddedir. Beyninizdeki adenozin miktarı ne kadar yüksekse – uykuya dalabileceğiniz seviyeye gelene kadar- o kadar çok uykulu hissedersiniz. Kafeinin yaptığı şey, adenozin reseptörlerini bloke ederek beraberinde getirdiği yorgunluk hissini durdurmasıdır. Ayrıca kanınızdaki adrenalin seviyesi ile beyninizdeki dopamin ve norepinefrin seviyelerini artırabilir. Bu iki kimyasal, kendimizi iyi hissetmemizi sağlar ve beyin ile bedeni harekete geçirir. Tüm bu etkiler bir araya geldiğinde size uyanıklık hissi verir ve odaklanma gücünüzü arttırır. Önünüzdeki göreve daha yoğun bir şekilde odaklanabilirsiniz ve sizi daha üretken kılar. Kafein çok hızlı etki eder, tükettikten 20 dakika sonra etkilerini hissedebilirsiniz. Yaklaşık 6 saatlik yarı ömürle vücudunuzdan tamamen çıkması da oldukça uzun zaman alır. Vücudunuzdaki Etkileri Nelerdir ? Kafeinin vücudunuz üzerindeki etkilerinden bahsederken dikkat etmemiz gereken ilk şey bu etkilerin birtakım değişkenlere bağlı olduğudur. Kafeinin etkisi her bireyin şu özelliklerine göre değişir: • Tüketim miktarı • Boy, kilo ve sağlık • Uzun süre ve sık sık tüketilme durumunda tüketim miktarı. • Aynı anda başka ilaçlar alma durumu Tüm bunlar dikkate alındığında, kafein tükettikten sonra bir dizi farklı etki hissedebilirsiniz. Bu etkilerden bazılarına bakalım: • Daha uyanık ve odaklanmış hissetmek • Huzursuz ve heyecanlı olmak • Susuzluk • Daha hızlı kalp atış hızı ve nefes alış • Karın krampları • Baş ağrısı • Daha yüksek vücut sıcaklığı Bunlardan bazıları kötü görünebilir ki öyleler, ancak o kadar sık gözlenmezler. Bu etkilerden bazılarını, yalnızca çok fazla kafein tüketirseniz veya arka planda kafeinin etkilerini artırabilecek herhangi bir sebep varsa hissedersiniz. Uzun vadeli süreçte ancak az miktarda kafein tüketmenin birçok faydası vardır. Ne kadar çok kafein tüketirseniz o kadar fazla tolerans geliştirirsiniz ve üzerinizde o kadar az etkisi olur. Böylece, istediğiniz etkiyi elde etmek için daha fazla içersiniz ve tolerans seviyeniz artar, devamında hiçbir şey hissetmezsiniz, sonuç olarak daha fazla içersiniz vb. Çok fazla kafein tüketmenin pek çok olumsuz etkisi olabilir ve o gün kafein alamazsanız, bu durum kafein eksikliğine yol açabilir. kafein Doz Aşımı Etkileri Kısa bir süre içinde aşırı miktarda espresso içmediyseniz, aşırı doz almak zordur. Çok fazla kafein tükettiyseniz veya birisinin çok fazla kafeine aldığına tanık olursanız, dozajın çok fazla olup olmadığını belirlemek için dikkat etmeniz gereken işaretler vardır. Kusmaya veya nöbet geçirmeye başlarsanız bu sağlıklı bir dozaj olarak önerilenden daha fazlasını aldığınızın kesin bir işaretidir. Titremelerin başlaması, panik atak geçirmeniz, kafanızın karışması veya çok hızlı bir kalp atış hızının gözlenmesi de hemen yardım çağırmanız gerektiğine dair işaretlerdir. Aşırı doz kafeinden ölmek mümkündür, tıpkı çok fazla muz yemekten ölmek gibi. Bu çok nadir yaşanır ve yalnızca çılgınca miktarda kahve alınırsa bu noktaya gelinir. Uzun Vadeli Etkileri Uzun bir süre boyunca kafein içmek, ılımlı bir şekilde içilirse fayda sağlayabilir ancak düzenli ve yoğun kafein kullanımı aşağıdaki gibi bazı olumsuz yan etkilere neden olabilir: Uyku zorluğu Sürekli baş ağrısı Düzensiz kalp atış hızı veya ritmi Düşük kan basıncı Kötü iştah Huzursuzluk Zayıflık ve yorgunluk Günde 4 veya 5 fincan kahve içiyorsanız, çok fazla kafein içiyorsunuz demektir. Birkaç hafta boyunca kafeinden kurtulmayı ve kafein detoksu yapmayı deneyin. Bir kahve için can atıyorsanız veya uzak duramıyorsanız o zaman muhtemelen bir detoks yapmalısınız. Kafein bağımlılığı, diğer bağımlılık yapıcı maddeler gibi tedavi edilmelidir: Aşırıya kaçmadan tüketin ve ne kadarının doz aşımına yol açacağını bilin. Kafeini Bırakmak Uzun süreli tüketimin ardından kafeini bırakmak tıpkı diğer bağımlılık yapıcı ilaçlardan vazgeçmek gibi zor olabilir. Vücudun onsuz çalışmaya alışması gerekiyor. Ancak uzun süreli tüketimde vücut kafein varlığına alıştığı için bu da zorlu bir sürece dönüşüyor. Son kafein tedavinizin üzerinden 24 saat geçtikten sonra, eksikliğinin belirtilerini fark etmeye başlayacaksınız. Bu belirtilerden bazıları : Baş ağrısı Yorgunluk Sinirlilik Konsantrasyon zorluğu Grip benzeri semptomlar (ateş, ağrı, kusma) olabilir. Kimler Kafein Alımından Kaçınmalı veya Sınırlandırmalı ? Bunu okuyan çoğu insanın günde birkaç fincan kahve içmesi yeterli olacaktır. Kafein tüketimi yaygın olarak güvenli kabul edilir, ancak endişeniz varsa her zaman bir tıbbi danışmana danışmalısınız. Örneğin, aşağıdaki durumlarda kafeinin bazı komplikasyonları veya olumsuz etkileri olabilir: Kafein plasentadan bebeğinize geçebileceği için hamile iseniz Kaygılı olmak Yüksek tansiyonunuz varsa Migren Uykusuzluk GERD 18 yaşın altındasınız (çocuklar ve gençler kafeinin etkilerine karşı hassas olabilir) Hamileyseniz, her gün tükettiğiniz kafein miktarını yaklaşık 200 mg ile sınırlamalısınız. Hamilelik sırasında yüksek kafein dozajı birçok komplikasyona neden olabilir. Örneğin, düşük doğum kilosuna sahip olmak, daha sonraki zamanlarda sağlık sorunları riskini de artırabilir. Çok fazla miktarda kafeinin düşük yapma riskini artırdığı da gözlenmiştir. Kafein elbette uykunuzu etkileyebilir, özellikle öğleden sonra veya akşamın ilerleyen saatlerinde veya yüksek miktarlarda (günde altı 85 gram veya daha fazla) kahve tüketiyorsanız. Bu nedenle halihazırda uyumakta güçlük çeken kişiler kesinlikle kafein alımını sınırlandırmalıdır. Uyku Apnesi adı verilen yaygın bir uyku bozukluğu genellikle teşhis edilemeyebilir ve bu nedenle